felsefe
Analitik Felsefe Nedir?
2. Dünya Savaşı’ndan sonra İngiltere’de ve ABD ile bazı İskandinav ülkelerinde yaygınlaşan ve felsefenin asıl uğraş alanının dil ve dildeki kavramları çözümlemek olduğunu, bu yolla “kafa karışıklığı” yaratan geleneksel felsefe sorunlarının çözülebileceğini savunan felsefe akımı.
Akımın kurucusu ve en büyük temsilcisi Avusturyalı filozof Ludwig Wittgenstein’dir. 1945-60 yılları arasında gelişen analitik felsefe bir ölçüde İngiliz düşünürleri Bertrand Russel ve G.E. Moore’un 1900’lerden başlayarak geliştirdikleri gerçekçilik ve çokçuluk düşüncesinden türemiş olan 1930’ların mantıksal olguculuğunun devamıdır.
Analitik felsefenin temel hareket noktası felsefenin tek konusunun dil olduğu anlayışıdır. 20. yüzyıl başlarında gelişen mantıksal olguculuktan felsefenin kendisinin bilgi üretmediği görüşünü ve felsefe tarihinde yapıt vermiş düşünürlerin aslında dilin yarattığı sorunlarla uğraşmış oldukları görüşünü devralan analitik felsefe, felsefenin dilsel yapıları çözümlemekte asli uğraşını bulabileceğini savundu.
Analitik felsefe, Russel ve mantıksal olgucuların anlayışların temelinde yatan, mantık aracılığıyla bir mükemmel biçimsel dil kurmayı amaçlar. Ancak bu amacından uzak kalarak gündelik dile yönelmiştir. Buna göre sağduyunun kaynağı olan ve “sıradan” insanların konuştukları dil, zaten tam ve yetkindir. Felsefeye düşen, dilin bu gündelik kullanımının dışına çıkması sonucu beliren sahte sorunları gidermektir.
Felsefenin Tanımı Sizce Nedir
Felsefe aslında yunaca olan iki kelimenin yanyana gelmesi ile oluşan bir söz gurubudur.Bu kelimeler “philo” (sevgi) ve “sophia” (bilgelik) olmak üzeredir. Genel olarak felsefeyi bu sözcükler doğrultusunda tanımlayacak olursak Felsefe Bilgiyi sevmek ve onun peşinden gitmek anlamına gelmektedir.
Diğer bir bakış ile felsefeyi tanımlayacak olursak felsefe ; düşünmek ve düşünülen bir konuyu sorgulamaktır. Sokratesin de dediği gibi “Sorgulanmamış bir hayat yaşamaya değer değildir”.
› Continue reading
Felsefe Açısından Dünya Problemleri ve Aydınlanma İdeali
Bu çalışmada, Türkiye’de felsefe öğrencilerinin bulunduğu konum ve felsefenin ‘ne’liği hakkında ileri sürülen bazı düşünceler ele alınmaktadır.
İnsan dünyaya değer katan ve değerler aracılığıyla kendisini gerçekleştiren bir varlıktır. Dünya ile olan ilişkileri çoğun gerilimli, çatışmalı olan insan, içinde bulunduğu ve/veya ayırtına vardığı gerilimleri birbirinden farklı düzlemlerde kavrar.
İnsan gerilimleri ilkin ayrıştırır/ çözümler ardından da şu ya da bu biçimde çözmeye, çözüm üretmeye çalışır. Çözüm yolları bilim, felsefe, sanat ya da din olarak adlandırılır. Adı geçen bu etkinliklerin içinde sadece felsefe; sorunları, gerilimleri, çatışma noktalarını kavrama sırasında gerçekleşen süreçlere yöneliktir. Bu bağlamda felsefe, belli bir düşünme yöntemidir ve aynı zamanda eleştirel düşünmeyle denkleşmektedir (Çotuksöken 2003: 141).
Felsefenin temel ilgi alanlarından biri olarak tasnifleşebilecek olan; Dilin dış dünyayı ve/veya düşünme dünyasını ne ölçüde, nasıl yansıttığı konusundaki sorunları ele alma tarzı olarak felsefe ve tüm diğer felsefe konuları, Dış dünya-düşünme-dil ilişkisinin; özne-nesne-söylem ilişkisinde yeniden kurulmasının ya da somutlaşmasının koşullarını gündemine alabilir. Bununla birlikte bu ele almada da daha alt kollara, bölmelere ayrılır. Felsefe; insanın ve insanın “alıcı”, “verici”, “simgesel dizge”leriyle birlikte kendisinin kıldığı dünyanın, insan dünyasının felsefesidir.
› Continue reading
Akademia Nedir
- Kavramlar ve TanımlarAkademia, bir terim olarak milattan önce 387 yılında Platon tarafından bir felsefe okulunun ismi olarak kullanılmıştır. Bu terim, günümüzdeki “üniversite” kavramını oluşturan bileşenlerden birisi olan “akademi” terimine öncülük ve işaret etmektedir.
Akademia bir okul olarak ise Platon tarafından kurulan ve girişinde “Matematiksel olanı kavramamış olan, buraya girmesin! (Ageometretos medeis eisito!)” yazısı bulunan felsefe okuludur. Okulun girişinde bulunan bu metin, Akademia’nın matematiksel ve akılcı bir düşünceyle temellendirildiğine işaret etmektedir.
- Akademia Felsefesi, Akademia’nın Düşünsel Düzlemi
Platon, öğretmeni olan Sokrates’in izinden giderek batı felsefesini bugün bile şekillendirmekte olan önemli bir felsefe ekolünün kurucusu olmuştur. Bu ekol, aynı zamanda felsefe tarihinin en önde gelen okullarından birisi olan Akademia Okulu‘nun ekolüdür.
Akademia ekolü, kuruluş döneminde materyalist düşünceye yönelmiştir. Daha sonraları, Arkesilaos ile birlikte okulun düşünsel yönü de “kuşkuculuk”a doğru kaymıştır. Bu dönemden sonra “Kuşkucu Akademia”nın en önemli düşünürleri olarak Arkesilaos ve Karneades ön plana çıkmışlardır.
- Akademia’nın Tarihsel Çerçevesi
Atina’nın kuzeybatısında, bahçeler içinde bir beden eğitimi okulunu satın alan Platon burada Akademia ismini vereceği okulunu kurmuştur. Platon aynı zamanda kendi felsefe yaşantısının en önemli dönemlerini de bu okulda geçirmiştir. Platon’un en önemli eserlerini hayata geçirdiği Akademia Okulu, daha sonraları Platon’un ardılları olan Arkesilaos, Karneades ve Larissalı Philton gibi filozoflar tarafından da yaşatılmış ve Platon felsefesini bütün düşünce dünyasına yaymıştır.
› Continue reading
Saldırganlık ve Agresif Davranışlar
Saldırganlık doğuştan var olduğu kabul edilen bir dürtüdür.
Çevrenin olumsuz tutumları, çocuğun isteklerinin sürekli engellenmesi, baskı altında tutulması veya tamamen serbest bırakılması ve çocuğa yöneltilen saldırganlıklar, çocukta saldırganlığın oluşmasına ya da güçlenmesine sebep olabilir. Bazen çocuk saldırganlığı kendisine yönelterek tırnak yeme, saç koparma, kendini yaralama gibi uyum bozuklukları gösterebilir.
Dışa yönelik saldırganlıkta ise çocuk, eşyalara zarar verme, oyuncaklarını kırma, bağırma, vurma, itme, ısırma gibi davranışlar gösterir. Agresif davranışlar karşısında uygun anne-baba tutumları şöyle sıralanabilir:
- Anne baba kesinlikle çocuğa agresiflik örneği oluşturmamalı, iyi birer model olmalıdır.
- Çocuğun gösterdiği agresif davranışlara anlayış gösterilmemeli ve bu şekilde isteklerinin yerine getirilemeyeceği anlatılmalıdır.
- Bu çocukların enerjileri; toplum kurallarına uygun olan yararlı etkinliklere yönlendirilmelidir. (spor, oyun hamuru ile oynama vb.)
- Dayakla cezalandırmak, agresif davranışın o an için ortadan kalkmasını sağlasa da, çocuğun düşmanca hisler duymasına neden olacağından sonrasında daha şiddetli olarak ortaya çıkmasına neden olur.
- Çocuğa çeşitli sorumluluklar verilerek olumlu davranışları ödüllendirilmelidir.
- Grup etkinliklerine özendirilmelidir. Grupta bir şey başarması, arkadaşları tarafından kabul görmesini sağlayacağından, bunu korumak için saldırgan, agresif davranışlarından vazgeçmeyi isteyecektir.(felsefegentr)
Türk Felsefesinin Tarihi
Türk felsefesinin tarihinin İslam felsefesinin parlak dönemleri olan 12. ve 13. yüzyıllarda başladığını iddia edenler olmasına rağmen çoğunluk Türk felsefesinin başlangıcı olarak Tanzimat fermanını gösterir. Buradan da anlaşıldığı gibi felsefe tarihçilerinin çoğu felsefe lafından batı(Grek) felsefesini anlamaktadır. Türklerin İslam kültür çevresine katıldıkları 8. ve 9. yüzyıllar aynı zamanda İslâm felsefesinin doğuş yıllarıdır. Türkler 12. ve 13. yüzyıllarda tasavvufla karışık olan İslam felsefesinin gelişmesinde önemli roller oynamışlardır. İslam felsefesi, kavramlar yerine imgelere dayanan, amacı doğruyu bulmak değil inandırmak olan, dogmalardan oluşmuş bir felsefedir. Çoğu kişinin gerçek felsefe olarak gördüğü Batı felsefesine ise, Türk toplumu, Tanzimat Fermanı ile girmiştir. Tazminat Fermanından sonra ortaya çıkan Batı özentiliği her ne kadar kültür yozlaşmasına yol açmış olsa da batı felsefesinin Türk felsefesini etkilemesini sağlamıştır. Batıda 2500 yıldır olan felsefe bizde sadece 150 yıldır vardır. Kısacası Türkiye felsefesi daha yeni doğmuştur ve bu yüzden çok önemli adımlar atamamıştır. Türkiye’de düşüncenin önünü kapayan bu kadar engellere rağmen Türk felsefesi ufak bir kitleye hitap ediyor olsa da tek tük çok başarılı felsefecilerin çıktığı söylenebilir ancak hala Türkiye’de felsefenin önünün açık olduğu söylenemez. Ülkemiz maalesef eğitimsizlikten veya eğitim sisteminin kötülüğünden dolayı bir dolu dogmatik insanla dolmuştur. Onlar içinse felsefe yapmak rakı masalarında ülke kurtarmaktan ileri gidememiştir. Eğitim sistemi yüzünden Türkiye her deneni sorgulamadan kabul eden akla hitap edenlerle ilgilenmeyip insanın duygularıyla oynayanların peşinden koşan insanlarla dolmuştur. Böyle bir ortamda felsefenin geniş kitlelere ulaşması ise çok uzak bir ihtimaldir.
› Continue reading
Felsefeye Giriş
Felsefe insanı ,evreni doğayı anlamak amacıyla sürdürülen bir araştırma gayesidir .Felsefe doğruyu ve gerçeği aramaktır .Bunları ararken de “ben neyim?evren nedir?nereden geliyorum?nereye gidiyoruz?yaşamın anlamı nedir?neye inanmalıyız?gibi sorulara cevap arar
FELSEFENİN KONULARI
-Varlık Felsefesi
-Bilim Felsefesi
-Ahlak Felsefesi
-Din Felsefesi
-Sanat Felsefesi
1)BİLGİNİN TANIMI VE TÜRLERİ
İnsanın zihinsel faaliyetleri sonucunda elde ettiği ürünlere bilgi denir.bilene suje (öznel bilinmesi gereken nesneye obje adı verilir)
a)Gündelik Bilgi:insanın gözlem ve denemeler sonuncunda elde ettiği ürüne bilgidir.Hayatımızı kolaylaştırır.
b)Teknik Bilgi:İnsanın doğayla mücadelesinden çıkmıştır.amacı fayda sağlamaktır
c)Dini Bilgi :Varlığı inanç aracılığıyla kavrayan inanç bilgi çeşididir.
d)Sanat Bilgisi :Sanat olaylarıyla ilgilenir sübjektiftir.
e)Bilimsel Bilgi:Akıl ve deneye dayanır Belli bir metodu olan bilgidir
özellikleri
› Continue reading
Eğitim Felsefesinin Temelleri
Genel anlamı ile felsefe, inanç ve değer sistemlerinin oluşmasını sağlayarak, bireylerin hayatları süresince aldığı tüm kararları ve yaptıkları tercihleri belirler.İnsanlar felsefe aracılığıyla kendilerini çevreleyen dünyayı ve neyin kendileri için önemli olduğunu anlamaya çalışırlar.
Felsefe, eğitim üzerinde de önemli etkileri olan uğraş alanlarından biridir.Bu bölümde felsefenin niteliği ve eğitim ile felsefe arasındaki ilişkiler üzerinde durulmaktadır.
FELSEFE NEDİR?
Grekçe philosophia teriminden kaynaklanan felsefe, iki sözcüğün birleşmesinden oluşmuştur.Phillia sevgi; sophia bilgi, bilgelik anlamındadır.
M.Ö. VI. yüzyıla gelinceye kadar Yunanlılar da zamanın diğer toplumları gibi, doğa ve insanların aynı güçler tarafından yönetildiğine inanıyor, toplum ve doğal olayların açıklanmasını ise Tanrıların iradesine bağlayarak mitolojik bir şekilde yapıyorlardı.M.Ö. VI. ve V. yüzyıldan itibaren evreni hangi güçlerin yönettiği değil, olayların nasıl cereyan ettiği üzerinde düşünülmeye başlanınca mitolojiden felsefeye geçişin de temelleri atılmış oldu.Felsefenin doğuşuyla birlikte, doğa, Tanrıların iradesine bağlı olmaktan çıkmakta, doğa ve toplum olayları farklı dünyalar olarak değil, tek bir dünya olarak ele alınmaya başlanmaktadır.Felsefeyi tanımlamak istediğimizde, her felsefi görüşün, bağlı olduğu değerler ve inanç sistemlerine göre felsefeyi tanımlayışının farklı olduğunu gördük.Kant’ın tanımı genel bir anlayış ve sınırlı bir tanımdır, ve derki : “felsefe kendisini akla dayanan nedenlerle meşru kılmak veya haklı çıkarmak iddiasında bir zihinsel etkinlik biçimidir.” Burada akla dayanan nedenlerden, insanın her türlü deneyimi, gözlemini, bunlara dayanan her türlü akıl yürütmesini ve sezgisini içine alan geniş bir nedenler grubunu anlamak gerekir.Haklı çıkarmak veya meşrulaştırmak iddiasında ise herhangi bir önermeyi, bu önermeyi ileri sürmeyi mümkün kılan kanıtı temel veya gerekçelerle ortaya koymayı anlamak gerekir.
Farklı düşünürlerin ortak tanımı felsefenin bilgi sağlayan bir faaliyet olmasıdır şeklindedir.
Bazı düşünürlere göre ise, felsefenin tanımı yapılamaz; çünkü o üst bir dildir.Nasıl tanımlanırsa tanımlansın,felsefe mitos, din ve şiirden doğdu.Zamanla içinde taşıdığı bu öğelerden arındı; bilimsel ve özgür düşünmenin temellerini atarak gelişti ve gerçeği bütünüyle açıklamaya çalıştı.
Sonuçta, genel olarak felsefeyi, gerçeği tümüyle ele alıp inceleyen ve bunun sonucunda ulaşılan bilgileri yorumlayan ve sistemleştiren bir uğraş alanı olarak tanımlayabiliriz.
İlk zamanlarda tüm bilimleri kapsayan felsefeden zamanla matematik, fizik, antropoloji, biyoloji, kimya, sosyoloji, psikoloji v.b. ayrıldı.Çağımızda bazı düşünürler, felsefenin konusunun yalnız dil ve mantık olduğunu ileri sürüp savunmaktadırlar.Böyle olmakla birlikte felsefe ve bilim birbirinden tümüyle kopuk değildir.tersine çok sıkı bir ilişki içindedirler.Her bilimsel gelişme buluş, icat, geçerli ve güvenilir bilgi felsefeyi etkiler ve değiştirir.Felsefenin ufuklarını açar.Yeni felsefelerin doğmasına neden olur.Artık her bilimin felsefesi olmaya başlamıştır.Bilim felsefesi denen alan büyük bir önem kazanmaya başlamıştır.
› Continue reading
Felsefe ile Bilim İlişkisi
Her ikisinin de amacı doğruya yönelmektir. Akıl ve mantık doğrultusunda evrendeki olaylara ait konuları içerir. Başlangıçta bilimle felsefe iç içedir. Evrendeki olay ve varlıkların dinden bağımsız ilk açıklamaları felsefe içinde olmuştur. Felsefe bütün bilimlerin anasıdır. İlk filozoflar aynı zamanda bir bilim adamıydılar. Örneğin Thales matematikçi, Arşimet fizikçi, Aristoteles doğa bilgini idi. Başlangıçta felsefe içinde yer alan bilimler zamanla kendilerine özgü konu ve yöntemlerini belirleyerek felsefeden ayrılmışlardır. Bilimler bağımsızlıklarını kazansa da felsefe ile olan bağları tamamen kopmamıştır.
Felsefe bilimle bazı özellikleri paylaşır. Bunlar;
› Continue reading
Felsefe…
bu kelimenin anlamı neydi?
Felsefe kelimesi Yunanca’da fhilo(sevgi) ve sophia (bilgelik) kelimelerinin yan yana gelmesinden oluşuyor… fhilosophia (bilgelik sevgisi). Yunanlı düşünürler için “Bilgiyi sevmek, bilginin peşinden koşmak” anlamını taşır…
Son Yazılar
Son Yorumlar
- 2010 Polis Meslek Yüksekokulu Sınavı Ne Zaman yazısı için Fahriye tarafından yapılan yorum
- 2010 Polis Meslek Yüksekokulu Sınavı Ne Zaman yazısı için Burak tarafından yapılan yorum
- WISC-R Raporu yazısı için admin tarafından yapılan yorum
- Teoloji Nedir yazısı için ÜMİT ÇENDEK tarafından yapılan yorum
- Ruh maddeyi yaratır : İdealizm Nedir yazısı için Tanrı Yanılgısı : Felsefe Kitapları | Felsefe,Felsefe Dersleri,Felsefe Akımları,Filozoflar tarafından yapılan yorum
